ne biçim şeyler…

Posts tagged “şamanlık

Anadolu’da Garip Ölümler 2 – Manisa’da 1333 Yılı…

mnBundan yaklaşık 680 yıl önce, Anadolu’dan, belki de insanlık tarihinin gördüğü en ilginç seyyahlardan birisi; İbni Battuta geçti. Aslında bunu daha da ilginç yapan şey; büyük seyyahın Anadolu’ya ayak bastığı zamandır. Anadolu toprağı adeta kaynamaktadır. Selçuklu yıkılmış ve ardında irili ufaklı Türk Beylikleri ta ki Ege Denizine kadar uzanmışlardır. İşte tam o zamanlar Anadolu’nun en renkli, en kumkumalı zamanlarıdır. İbni Battuta gibi büyük bir seyyah da olmasa, o dönemin Anadolu’suna kim ışık tutacak? İbni Battuta, geçip gittiği yollar gibi uçsuz bucaksız bir adamdır ve bu büyük seyyahın Anadolu’dan geçmesi üstüne bir de yazdığı seyahatnamesi bizler için büyük şanstır. Düşünüyorum ki; Orhan Bey’le bizzat yüzyüze görüşmüş, henüz üzerinde dumanı tütmekte olan Alanya tersanesini 1333’de görmüştür. Onun Anadolu’ya gelişi bile büyük bir macera ve bence başlı başına yazılması, irdelenmesi gereken bir konu. Şimdilik herşey bir yana, İbni Battuta, bugünkü Manisa topraklarına geldiğinde gördüğü garip ve ilginç bir manzaradan bahsediyor.

Seyahatnamenin “Mağnisiye Sultanı” başlıklı ilgili bölümü;

“Şehrin hükümdarı Sârûhân adında biridir. Buraya girdiğimizde onu birkaç ay evvel ölmüş oğlunun türbesinde bulduk. Bayram gecesi ile sabahını anne baba bu türbede geçirmişler. Çocuğun defini yıkanıp hazırlanmış, kalaylı, demir kaplı tahta bir tabut içine konmuş ve definden çıkan kokunun kaybolması için çatısı açık bir kubbeye asılmıştı. Bir süre sonra çatı örülecek, tabut yere indirilecek, üstüne de ölünün elbiseleri örtülecekti. Pek çok hükümdar için böyle yapıldığını daha önce görmüştüm ben…

Mağnîsiye beyini orada selâmladık. Bayram namazını birlikte kıldıktan sonra tekkeye döndük. Bu arada benim kölem atlarımızı sulamak üzere öteki yol arkadaşımızın kölesi ile beraber gitmiş, fakat gecikmişti. Akşam gelip çattı, onlardan bir iz yok! Burada Muslihiddîn diye iyi kalpli, fazıl bir hoca vardı. Ata bindik. Onunla beraber, hâlimi bildirmek üzere beyin huzuruna çıktık. Hükümdar, köleleri araştırmak için adamlarını gönderdi ama herkes bayram telaşındaydı, onları bulmak mümkün olmadı. Kaçaklar Mağnîsiye’den bir günlük mesafede deniz kıyısında kâfirlerin oturduğu Foça’ya firar etmişler! Bu şehir gayet sağlam bir surla çevrili olduğundan Mağnîsiye beyi onların her yıl gönderdikleri hediyeleri kabul etmekle yetiniyor. Ertesi gün öğleden sonra bir grup Türkmen hem atları, hem de köleleri tutup getirdi. Anlatılanlara göre firarîler, dün akşam Türkmenlerin (daha&helliip;)

Reklamlar

Mistik Anadolu Serisi “Ocaklılar ve Fatma Ana”

Anadolu mistikleri içerisinde daha önce de bahsettiğim gibi oldukça farklı özelliklere sahip sınıflar oluşmuştur. Bu mistik sınıfları Anadolu’nun her yerinde görebileceğiniz gibi bazı mistikleri de sadece belirli yörelerde yoğun olarak görebiliriz. Bu sınıfların oluşma şekilleri ise farklı etmenlere dayanır. Örneğin; din, mezhep, yaşanılan bölge, bölge tarihi, etnik kökenler bu etmenlerden sadece birkaçıdır. Anadolu mistiklerinin en sık karşılaşılan sınıfı “Ocaklılar”dır. Ocaklılar sözcüğü ise Ocaklama’dan gelir. Bu Anadolu mistik sınıf, günümüzde yaşayan ve Orta Asya Şaman ritüellerini islamiyetle karıştırarak en yoğun şekilde yaşatan mistik sınıftır.

Ocaklama mistiğinde “el vermek” ve “ocaklama” kavramı-ritüeli büyük önem taşır, çünkü birtakım mistik özelliklerin kişiden kişiye “el vererek” yada “ocaklanarak” geçtiğine inanılır. Bu şekilde bu ritüel, genelde nineden toruna veya anneden çocuğa geçer. Bu anlamda düşünüldüğü zaman, Ocaklılar mistik sınıfında “Analık” denen bir yapı da sözkonusudur. Ocaklama sayesinde belirli özellikler ve mahiyetler kişilerden kişilere “ana onayıyla ve el vererek” geçmiş olurlar. Bu sayede el verenin tüm mistik özellikleri (daha&helliip;)