ne biçim şeyler…

ben

Nebi Yıkaroğlu. 1980 İzmir.
Olağan şeylerden, işten güçten bahsetmek istemiyorum. Burada, gördüklerimden ve düşündüklerimden parçalar olsun istiyorum. Çocukluğum, dedemden miras kalan dev bir ağacın dalları altında; gerçek bir yörük kızı olan Babaannemin ellerinde geçti. Muhtemelen kendimce, Anadolu’da, İzmir’de yaşanabilecek en güzel çocukluklardan birini yaşadım. Anadolu’yu ve Anadolu’nun mistik kokusunu seviyorum. Beni Anadolu’ya karıştıran, içinde eritebilen bir motosikletim var. Semerkand’tan İzmir’e; İzmir’den Hasankeyf’e kadar, eski Türk kültürünün izlerini görmek beni büyülüyor. Toprakta gezerim. Önüne geçemediğim bir doğa tutkum var. Denizleri, dağları, tekneleri ve kulübeleri seviyorum. Nehirleri de öyle. Onuruyla yaşayan gerçek insanları, geçmişle yoğrulmuşları seviyorum. Sanırım geçmişin oltasına yakalanmış bir dünya görüşüm var. Kitapları ve okumayı seviyorum. Kendi kendime düşünüyorum. Müziği seviyorum. Kekik kokusunu ve buğday tarlalarının kokusunu seviyorum.
Ateş böceklerini, cırcır böceklerini, karıncaları seviyorum.
Sessizliği de seviyorum.
Motosikletleri, bisikletleri ve tüfekleri seviyorum. Testereleri, çekiçleri, bıçakları ve çakıları da seviyorum. Sedir kokulu, küçük bir ahşap atölyem var. Orada vakit geçirmeyi seviyorum.
Koşmayı seviyorum. Likya’yı bir başka seviyorum.
Evliyim ve mutlu bir yuvam var. Eşimi çok seviyorum. Şimdi bir de kömür gözlü küçük kızım; Türkmen güzeli Nehir’im var. Arkadaşlarım var, onları seviyorum. Basit bir hayatım var. Dedelerim Avşardır, Yörüktür, Zeybektir. Ben de öyleyim. Bu toprakların çocuğuyum…

Reklamlar