ne biçim şeyler…

1847’de Fethiye’ye Bakmak

fethy1847 yılının güzel bir bahar gününde bugünün Fethiye’si ama o zamanların ismiyle Makri’sinin yemyeşil yamaçlarında, genç bir İngiliz ressam gözlerini kısmış hayranlıkla karşısında serilip giden eşsiz manzaraya bakıyordu. Sol tarafında mavinin en güzel tonlarıyla Makri körfezi serilip giderken, karşı ufukta Toroslar’ın ilk yükseltisi Akdağlar ve ortada Mendos’un karlı zirvesi yükseliyordu. Eminim şimdilerde bile en güzel baharların yaşandığı Makri, 1847 baharında İngiliz ressamın gözlerine rengarenk bir şölen yaşatıyordu. Baharın ilk sıcaklığıyla birlikte eriyen karların beslediği Eşen çayında alabalıklar, uçuşan yusufçukları avlarken bir yandan da ortalık Makri’ye yeni yeni gelen kırlangıçlarla dolmaya başlıyordu. Şaşırtıcıdır; o zamanlar her nasıl ki Anadolu’nun bu köşesine bir İngiliz ressamın ayakları bastıysa, ressam için de şaşırtıcı olan daha önce hiç görmediği böylesine etkileyici bir manzara ve bu manzaranın önündeki garip insanlardı. Uzakta Makri’nin ortasından eski Levissi’ye doğru ilerleyen tozlu ve geniş patikada yürüyen bir deve kervanı kim bilir nereden nereye ne taşıyordu? Uzakta kaya mezarları, antik Likya tiyatrosu ve hatta körfezin sazlıkları içindeki mezarlar Makri’yi ressamın gözünde o anlık da olsa dünyanın en güzel yerlerinden birisi haline getiriyordu.

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.