ne biçim şeyler…

Anadolu’da Garip Ölümler – IV Romanos Diogenes

rd

Bizans tahtının büyük imparatoru IV. Romanos Diogenes -diğer söylenişiyle “Romanos”- imparatorluğun doğu sınırında beliren Türkmen akınlarına karşı başarılı akınlar yaparak Büyük Selçuklular karşısında bir dizi başarılı sonuç elde etti. Özellikle yaptığı son seferler, çoğunlukla dağınık durumdaki Türkmenlerden oluşan Selçuklu ordusunu büyük oranda geri püskürtmeyi başardı. Doğudan yükselmeye başlayan büyük güç Selçuklular için ise Anadolu henüz görülmemiş ve uzak bir yurttu. Selçuklular ve özellikle Sultan Alparslan’ın gözü Suriye ve Mısır’daydı. Fakat dağınık gruplar halinde batıya ve özellikle kuzey Mezopotamya’ya akınlar düzenleyen Türkmen aşiretleri yer yer Bizans sınırlarında ciddi tehditler halinde görülmeye başlamıştı. Bizans, yaklaşan tehlikenin farkındaydı ve işte tam da o dönemde Bizans’ın en şanssız imparatorlarından biri olan IV Romanos Diogenes içeriden sallanmaya başlamış bir tahtta oturuyordu.

1071 yılının başında Mısır’a doğru sefere çıkan Selçuklu ordusu büyük kumandanı Alparslan habercilerinden hiç beklenmedik bir haber aldı. Mısır’a doğru ilerleyen Selçuklu ordusunu büyük bir Bizans ordusu takip etmekteydi. Oysa Selçuklu ordusu bilinen Bizans sınırlarından çok uzaktadır ve Suriye’ye doğru ilerlemek üzere olan ardıl birliklerle birleşmek üzeredir. Selçuklu ordusu sayıca kendisinden kat kat fazla olan Büyük Bizans ordusu karşısında temkinlidir. Fakat Bizans ordusu başında bulunan Romanos, içte ve dışta kendisine karşı hareket eden tüm güçleri bitirmek üzere kararlıdır. Özellikle Konstantinopolis’te dönen büyük entrikalar ve taht oyunları Romanos’u fazlasıyla meşgul etmeye başlamış ve Konstantinopolis’te beliren iç tehditler sahip olduğu tahtı yavaş yavaş sallamaya başlamıştı. İşte, önde ve arkada birbirlerinden farklı düşmanlarıyla boğuşmakta olan Romanos’un büyük ordusu, 1071 yılının Ağustos ayında Büyük Selçuklu ordusunun kendisinden kat kat küçük olan ordusuyla Malazgirt’te karşı karşıya geldi. Savaş hakkında söylenecek çok şey var fakat konumuz savaşın kendisi değil.

Romanos’un büyük ordusu bu büyük savaş sırasında küçük parçalara ayrılarak dağıldı ve Selçuklu ordusundan kat kat fazla bir güce sahip olmasına rağmen paramparça oldu. Konstantinopolis’te büyük ve tehlikeli entrikalarla boğuşan Romanos aynı entrikaları savaş sırasında da yaşadı ve ordusunun önemli bir bölümünü kumanda eden Andronikos Doukas hiçbir kayıp vermeden Bizans ordusundan kopup Konstantinopolis’e doğru kaçtı. Bu sırada Selçuklu orduları tarafından çepeçevre kuşatılan mevcut Bizans ordusu büyük bir felakete uğradı. Aslında Andronikas Doukas’ın kaçışı büyük bir komplonun oynanan ilk adımıydı. Konstantinopolise dönen Andronikas, saray içerisindeki yandaşlarıyla kendi planladıkları yenilgiyi fırsat bilerek Romanos’un karısını bir manastıra kapattı ve VII. Mikail’i imparator ilan ederek Romanos’u alaşağı etti. Romanos ise yaklaşık 8 gün kaldığı Selçuklu kampının ilk gününde üzerindeki toz ve perişan görüntüsü sebebiyle imparator olduğuna bile inanmayan Sultan Alparslan tarafından adet olduğu üzere başına basılarak yer öptürüldü. 8. günün sonunda oldukça büyük bir fidye ve vergi sözüyle geri bırakıldı ve Romanos tekrar Konstantinopolis’e doğru yola koyuldu. Romanos’un geri salınması büyük bir polemik gibi görünse de aslında sebebi basittir. 1071’de Büyük Selçuklu’nun Anadolu’da hiçbir emeli yoktur ve Romanos ağır bir vergi boyunduruğu altında yaşamaya devam edecektir.

Fakat Romanos için asıl kötü zamanlar yeni başlıyordu. Geri dönüşü sırasında topladığı küçük ordusuyla henüz Konstantinopolis’e yaklaşmışken karşısına taht rakiplerinin başında olduğu bir entrika ordusu çıktı. Romanos bu orduyla yaptığı iki ayrı savaşta da yenilerek Adana’ya doğru kaçıp bir kaleye sığınmayı başardı. Fakat mücadele burada bitmedi. Malazgirt’te büyük bir ihanetle yenilen Romanos şimdi de Bizans içindeki düşmanlarıyla mücadele ediyordu. Sığındığı kale yeni bir Bizans ordusu tarafından kuşatıldı ve bir Hıristiyan keşişi olup uzak bir manastırda inzivaya çekilmesi şartıyla teslim oldu. Romanos teslim olur olmaz saçları kesildi ve keşiş kıyafetleri giydirilerek bir katıra bindirildi. Adana’dan Kütahya’ya kadar katır sırtında götürüldü. Oradan da Konstantinopolis’e getirilerek 29 Haziran 1072 tarihinde rakipleri tarafından gözlerine mil çekilip bir manastıra kapatıldı. Fakat Romanos’un gözlerine mil çekilirken o kadar acımasızca davranıldı ki, Romanos henüz sürgününün ilk günlerinde Kınalıada’da kapatıldığı manastır odasında gözlerindeki yaraları sebebiyle acı içerisinde öldü.

Bu blog sayfasına abone olarak her yeni yazıdan mail yoluyla anında haberdar olabilirsiniz. Bunun için sayfanın sağ alt kısmındaki “takip et” butonuna tıklayarak sadece mail adresinizi girmeniz yeterli.

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.