ne biçim şeyler…

Knidos Aslanını Anadolu’dan İngiltere’ye Nasıl Kaçırdılar?

knidosMilattan önce 3. ve 4. yüzyıllarda, Mısır’dan, Kıbrıs’tan ve Rodos’tan gelen büyük ticaret gemileri ve triremeler Knidos (Datça) limanına doğru yaklaşırlarken, diplerini dev dalgaların dövdüğü yüksek kayalıkların en üstünde ilk önce onu görüyorlardı. Kim bilir, sakin havalarda sislerin arasından beliren o heybetli görüntü karşısında Knidos’a bir yelkenliyle ilk kez girmek, kayalıkların tepesinde yatan o dev aslanın koruduğu büyük limana ağır ağır yanaşmak nasıl bir duyguydu? Knidos aslanı gibi, ünü uzak şehirlere yayılmış bir de Afrodit heykeli vardı ki; onu görmek için diğer şehirlerden ve hatta karşı kıyılardan bile insanlar gelirdi. Hatta Bithynia kralı bile zamanının en güzel heykeli olarak dilden dile dolaşan bu Afrodit heykeli için Knidos’a gelmişti. İşte, zamanının en ünlü heykeltraşlarından biri olan Praksiteles de, büyük matematik bilimcisi Eudoksus da Knidos’ta yetişmişlerdi. Ve antik dünyanın belki de en gözalıcı, en büyüleyicisi, Mısır’a doğru gelirken ışığının 1 gün öncesinden göründüğü söylenen büyük İskenderiye feneri. İşte, antik dünyanın bu muhteşem anıtını yapan mimar Sostratos bile Knidos’luydu. Knidos’un parlak zamanlarından çok sonraları, henüz tam olarak bilinmeyen sebeplerden ötürü şehir eski önemini zamanla yitirdi. Belki büyük bir kuraklık, belki bir savaş veya deprem, bir istila… Knidos bir daha hiçbir zaman eski ihtişamlı günlerine dönemedi. Öyle ki, içerisindeki birçok tapınak, kutsal alan, büyük güneş saati ve hatta Afrodit heykeli bile toprak altında kaldı. Uzun süreler bu terkedilmiş antik şehre hiçkimse uğramadı. Ta ki 1850’li yıllarda yarımadanın kurak toprağına Charles Newton adında bir İngilizin ayağı değene dek. Sadece onunla da bitmedi. Knidos’a en büyük zararı, kayıp Afrodit heykelini bulmak için Knidos’u delik deşik eden bir başka İngiliz verdi.

Newton, çift kürekli küçük bir keşif teknesiyle burna ilk çıktığında yarısından fazlası toprağa gömülü aslan heykelini gördüğünde kim bilir neler hissetti? Acaba çok eski zamanlarda heykeli çok uzaklardan gören eski denizciler kadar heyecanlanmış mıdır bilemem ama bulduğu şeyin harikulade bir anıt olduğunu anladığında farklı bir heyecan duyduğuna eminim. Newton yekpare mermerden yapılmış ve belki de 10 tondan daha ağır olan bu heykeli ve çevresini yavaş yavaş kazmaya başladı. Kazdıkça içindeki heyecan daha da arttı, çünkü heykelin aslında tahmin ettiğinden de büyük bir heykel olduğunu anlamıştı. Bu, İngiltere’de büyük sükse yaratacaktı. Fakat asıl problem heykelin çıkartılması ve taşınmasıydı. Normal şartlar altında taşınması çok zordu. Newton yaptığı keşfi derhal İngiltere’ye bildirdi. Kraliçenin girişimiyle Osmanlıdan gerekli izinler alındı. (Fakat bu iznin nasıl alındığı ve niteliği hakkında hiçbir bilgi yoktur). Aslanın bulunduğu yamaca derhal bir yol yapıldı ve ingiliz ekip tarafından heykelin bulunduğu yerden çıkartılıp taşınabilmesi için yine aynı, dev bir vinç inşa edildi. Uzun uğraşlar sonucu, bin yıllardan beri yerinde yatan dev aslan ilk kez kıpırdadı. İngilizlerin heyecanı daha da arttı. Newton tüm çalışmaları yakından takip ediyor aslanın etrafında adeta dört dönüyordu. Sadece aslan değil bölgeden çıkartılan yüzlerce irili ufaklı tarihi eser de tahta sandıklara doldurulup, küçük teknelerle Datça açıklarında bekleyen büyük İngiliz savaş gemisine taşınıyordu. İngiliz ekip ve ağanın emriyle çevre köylerden getirtilen tamı tamına 100 işçinin 11 tonluk yekpare mermeri, koya yanaşmış tekneye doğru getirmeleri 3 gün sürdü. Knidos’un da kaderi Likya’dan, Ksantos’tan farklı değildi. O da aynı Ksantos gibi, açıklarında bekleyen bir İngiliz savaş gemisiyle, İngilizler tarafından talan ediliyor, soyuluyor, yağmalanıyordu. Knidos da aynı Ksantos gibi İngilizlerce soyuluyor, içi oyuluyordu. Artık herkes yorulmuş ve yıpranmıştı. Fakat heykel yükleneceği teknenin yanına kadar gelmeyi başarmıştı. Newton artık daha da heyecanlıydı. Hiçbirşey burada bitmedi. Heykelin gemiye taşınması için dev bir sal inşa edildi. Heykelin sala aktarılıp, savaş gemisine taşınması yaklaşık 1 ay sürdü. Yukarıdaki çizim zamanının orjinal çizimidir ve Knidos aslanının taşınması sırasında çekilen bir fotoğraftan kopyalanmıştır. Sağ tarafta, dirseğini Knidos aslanına yaslamış ve gururla poz veren kişi ise Newton. Sol tarafta, Newton’un yanında duran kişi de muhtemelen ekibin başındaki kişiydi. Çizimin altındaki açıklamaya göre çizim aynı yıl yapılmış. Newton’un bir de Knidos’ta gerçekleştirdiği kazıları ve aslanın İngiltere’ye taşınmasını anlatan bir anı kitabı var. Newton en başından beri herşeyi, antik zamanların bu gözalıcı anıtını, bu izbe topraklardan çıkartıp, insan uygarlığının ve mirasının koruyucusu, saygıdeğer İngiltere kraliçesinin topraklarına nasıl götürdüğünü en ince ayrıntısına kadar gururla anlatıyor.

Uzun ve yorucu süreç sonunda Newton ve ekibi aslan heykelini savaş gemisine yüklemeyi başarmış ve İngiltere’ye doğru hareket etmeye başlamışlardı. Knidos limanından yavaş yavaş Akdeniz’e doğru yüzmeye başlayan savaş gemisinin güvertesindeki ağır yolcu, usta heykeltraşının belki de taşınmasından kat ve kat daha fazla bir zamanda, belki de yıllarca yonttuğu topraklardan yavaş yavaş uzaklaşıyordu. Kim bilir usta heykeltraş çok uzun uğraşları sonucu bitirdiği heykeline kaç kez parmaklarıyla dokundu? Kim bilir kendiyle ne kadar gurur duydu? Kim bilir Knidos’a yaklaşan her gemicinin hayranlıkla izlediği bu garip heykeli yapmak nasıl bir duyguydu? Bilemeyiz. Ama eminim ki; Newton da aynı heykeltraş gibi, İngiltere’ye doğru ilerlerken parmaklarıyla, güvertedeki heykele dokunup kendisiyle gurur duymuştur.
İlk ve son kez değil, Newton bu gururu bir kez daha yaşayacaktır. Heykel İngiltere’ye götürülür ve Newton kraliçe tarafından “Sir” ilan edilir. Newton artık Sir Charles Newton’dur. Aslan, Knidos aslanı, diğer bir deyişle Datça Aslanı, bugün İngiltere’de, British Museum’un girişinde, aynı bir zamanlar sonsuz ufka bakarken yattığı gibi yatmaktadır. Bu sefer mavi denizlerden uzakta ve üzerinde bir ingiliz müzesinin çatısı vardır.

Bu blog sayfasına abone olarak her yeni yazıdan mail yoluyla anında haberdar olabilirsiniz. Bunun için sayfanın sağ alt kısmındaki “takip et” butonuna tıklayarak sadece mail adresinizi girmeniz yeterli.

 

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.