ne biçim şeyler…

Küçük Dağları Lidyalılar Yarattı

tmlsBana göre bu coğrafyanın en ilginç yapılarının başında Lidya tümülüsleri geliyor. En az Likya mimarisi ve sanat anlayışı kadar özgün olan bu yapılar, nasıl oluyor da coğrafi yakınlıklarına rağmen, diğer Anadolu uygarlıklarına ait sanat ve mimari anlayışları arasından bu denli bir keskinlikle sıyrılabiliyorlar. Erken (!) Lidya’yı diğerlerinden farklılaştıran bu anlayışın sebebi nedir? İşte bence Lidya’yı bambaşka bir yere koyan şeyde bu farklılığın kendisidir. Lidya krallarının yeryüzünde bu denli kalıcı olma tutkuları, adeta “küçük dağları biz yarattık” diye haykıran bu mezarlar, mısır piramitleri kadar ilginç değil mi? Anadolu uygarlıklarının coğrafyamız üzerine bıraktıkları en güzel izlerden birisi işte bu tümülüsler. Zamanında en büyük tümülüs olan Alyattes tümülüsü, üzerindeki 4 büyük sütunla göğe doğru bir dağ gibi yükseliyordu. Üzerindeki yazıtta Lidya’daki her meslek grubunda çalışan insanların ve hatta fahişelik yapan genç kızların dahi katkılarıyla yapıldığı yazıyordu. Herodot, Lidya’da bu tümülüsü bizzat kendi gözleriyle görmüş, üzerindeki sütunları ve dev bir taş kütlesinden yapılma yazıtı da betimlemişti. Pek tabii ki bu tümülüs ve diğerleri onun zamanında bile çok eskiden kalma yapılardı. Bu farklı sanat ve mezar mimarisi anlayışıyla Lidya’yı diğerlerinden bu denli ayıran muhtemelen Lidya’nın büyük Yunan göçleri öncesi Luvi kökenleriydi. Kazılan bazı tümülüslerin mezar odalarından çıkan ilginç heykelcikler ve birtakım eşyalara ait sanat anlayışı çok farklı. Diğer yandan erken dönemde kullandıkları Lidya dili; Lidyaca veya başka bir deyişle Lidce. Anlaşılan o ki; M.Ö 7. Yüzyıldan bu yana kayda geçen Lidya dili bir anda ortadan kayboldu. Bu farklı ve kendine has sanat anlayışı bir anda değişti. Kuvvetli yunan göçleri, Pers istilaları ve günümüz batı dünyasının yanlı, pozitif olmayan tarih anlayışı. Henüz bilinmeyen birşeyler olmalı.
69407970Bir tümülüs içerisindeki mezar odasından elde edilen şu küçük heykelciklere bakın. Bu heykeller tümülüsün sahibini mezarına taşıyan cenaze arabasına ait parçalar. Bir çift dingil çivisi ve tekerlekleri dingillere sabitleyen pim çivileri. Bu figüratif dingil pimleri ve çivileri antik Mezopotamya ve Mısır’da da kullanıldı. Hatta birbirine çok benzeyen parçalar da var. Hele ki birkaç erken dönem Lidya isimleri; “Walwel” – “Kalil”. Bunlar muhtemel Luvi – Hitit kökenli isimlerdi. Lidya ve Lidyalılara ait Batı Anadolu tümülüsleri henüz birçok Anadolu uygarlığı gibi önemli oranda bilinmeyen ve geniş çaplı araştırmalara gebe yapılar. Onlar hakkında keşke daha çok şey bilseydik. İnanıyorum ki; derinlerde bir yerlerde, Anadolu’nun en köklü ve eşsiz uygarlıklarından birisi olan Lidya uygarlığı hakkında bizleri şaşırtabilecek çok şey var…
aa1

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.