ne biçim şeyler…

Tirebolu’da Bir Türk Hanı

tireboli1812 Fransa doğumlu Xavier Hommaire de Hell, Fransız mühendis, coğrafyacı ve gezgin. 1835 yılında Anadolu’da, Karadeniz kıyılarında bir deniz feneri ve İstanbul’da bir köprü yapımının koordinasyonu için görevlendirilir. Fransız hükümetinden 3000 Frank hibe aldıktan sonra yanında eşini ve ressam Jules Laurens’i de götürür. Görevi o yılların Anadolu’sunda ticari kaynakları ve Anadolu’nun coğrafi yapılarını – kaynaklarını inceleyip aynı zamanda rapor etmektir. Xavier De Hell bununla kalmayarak yolculuğunu Anadolu’yu Karadeniz sahil şeridi boyunca geçerek, Rusya topraklarına ve oradan da İran ve Afganistan’a varan bir rotayla sürdürür. Xavier De Hell, 1847 yılının Haziran ayında Trabzon’a varır. Daha sonra Diyarbakır ve Van Gölüne de uğrayarak İran’a girer. Yolculuğunun sonundaki Tahran’a 1848 yılında ulaşan De Hell, yolculuğu esnasında Koleraya yakalanarak Tahran’da hayata gözlerini yumar. Ölmeden önce yolculuğu boyunca yazdığı tüm notları karısı tarafından Fransa’daki bir yayınevine ulaştırılmış ve daha sonra kitaplaştırılarak basılmıştır.
Xavier tam 1847 yılında Tirebolu’dan geçtiği sırada eski bir Türk hanında kalmış ve Anadolu’dan geçen her Avrupalı gezgin gibi bu garip yapılardan etkilenmiş olmalı. Xavier ile birlikte bu yolculuğu resmetme görevini üstlenmiş ressam Jules Laurens de bu eski hanı en ince ayrıntılarına kadar görselleştirmiş. Bu eski Tirebolu Hanı birçok yabancı Anadolu gezginine ait han çizimlerindekinin neredeyse aynısı. Develerin ve yüklerin bırakıldıkları geniş avlu ve bu avluyu çepeçevre saran geniş yapılı ahşap balkon. Han balkonunun başında geleneksel Türk kıyafetleri içerisinde bir Türk ve arkaplanda bir kadın var. Dikkatli bakıldığında kadının hemen yanında hanın tahtadan yapılma balkon direklerine sarılmış, oyun oynayan bir çocuk görülüyor. Daha önce de 1800’lü yıllara ait eski Türk hanlarının birkaç tane çizimini eklemiştim. Birbirleriyle karşılaştırılmaları ilginç. Aşağıda yine aynı 1838 yılında, yani üstteki çizimden neredeyse 10 yıl önce çizilmiş bir eski Anadolu hanına ait bir çizim var. Çizim Bergama’da bulunan bir hana ait ve Charles Fellows’a ait. Manzara yine aynı. Balkondan hanın geniş avlusunu, olanı biteni izleyen bir Türk ve hanın avlusunda dinlenen yük hayvanları. Bunlar tabii ki Anadolunun vazgeçilmez taşıma hayvanları; develer.
fellows_bergama_hanResmin sol yanında avluyu izleyen bir yolcu veya belki de hanı gözleyen, olup biteni takip eden, hanın güvenliğinden sorumlu hancı. Develer ve diğer yük hayvanları hanın avlusunda konaklıyorlar. Avlunun tam ortasında hayvanların su içmeleri için küçük bir taş havuz var. Han duvarlarının gölgesinde dinlenen, konuşan belki de ticaret yapan, yol boyunca başlarından geçenleri birbirlerine anlatan insanlar var. İşte ne olmuş, nasıl olmuşsa 1830-1850 arası tarihlerde birkaç yabancı gezginle yolları aynı handan geçmiş ve şaşkın gözlerle onları izleyen bu garip yabancıların resimlerine birer figür olmuşlar. Bir alttaki çizimde de manzara neredeyse yine aynı. Bu sefer resme konu olan eski Anadolu hanı Isparta’da. Bu seferde yine başka bir yabancı gezgin bu garip coğrafyanın, eski Anadolu’nun eski bir hanına misafir olmuş. Bu sefer yıl 1833. Yer Isparta. Manzara önceki iki çizime göre neredeyse yine aynı. Bu sefer bir osmanlı askeri (Yakup Bey) hanın bahçesini seyrediyor. Hanın balkonunda dinlenen yolcular ve canlı bir koşuşturmacaya sahne olan han avlusu.
ykb

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.