ne biçim şeyler…

Fetret Devri ve Timur Özel Haftası

bbnnerAnadolu tarihinin en garip, en bilinmeyen ve en ilginç dönemi; Fetret Devri. Bilinmeyen diyorum, çünkü uzun zamandan bu yana Anadolu tarihine bilindik ve Osmanlı merkezli bir çerçeveden bakıyoruz. Anadolu tarihi bu çerçeveden bakıldığı zaman uyandığınızda tam olarak hatırlamadığınız bir rüya gibidir. Oysa Anadolu tarihi, neresinden bakarsak bakalım; tasvir edilemeyecek kadar zengin ve garip bir tarihtir. Bana göre, Antik Anadolu’nun bazı dönemleri hariç, en fantastik dönemi; Fetret Devridir. Osmanlı Tarihi açısından karanlıklar içinde kalmış bu dönem, aslında bu toprakların ve şimdilerde bu topraklarda yaşayan halkların neredeyse kaderlerinin yazıldığı dönemdir. Ve klasik Osmanlı tarihi bu dönemi anlatırken ne yazık ki Timur’u da bizlere yabancılaştırarak karanlıkların ardına gömer. Bildiğimiz Osmanlı tarihinin bize ve Anadolu’ya yaptığı en büyük acımasızlık işte budur. Eminim ki sadece bu dönem ve Timur için yazılması, söylenmesi gereken şeyler bir yazı serisine kesinlikle sığmaz. Timur, belki de yazacağım bu yazı serisi için bambaşka bir konudur ama “Anadolu ve Timur” daha da başka bir konudur. Timur’un küçük bir yazı dizisine veya ortalama bir kitaba asla sığdırılamayacağını biliyorum. Çünkü Timur, dünya tarihinin en garip dönemlerinden birisini Anadolu’da yaratarak, Anadolu’nun kaderini değiştirmiş ve Ona tarihi boyunca hükmedebilen ender devlet adamlarından, askerlerinden birisi olmuştur. Ve düşünün ki; Anadolu’nun kaderinde Timur, Timur’un kaderinde de Anadolu vardır. Timur sadece Timur değildir…

Uzun zamandan bu yana yazmak istediğim ama yazamadığım yeni bir “Derin Mevzu” serisiyle  birlikte bu dönemin Anadolu’suna değinmek istiyorum. “Derin Mevzu; Filler ve Anadolu”. Uzun ve çok ilginç bir yazı serisi olacak, buna inanıyorum. Uzun süre sadece Derin Mevzu çerçevesiyle “Filler ve Anadolu” serisini yazacağım. Bu uzun seriyle birlikte, Anadolu’nun en garip dönemine; Fetret Devrine selam çakacağız. Kendimizi Anadolu’nun kalbinde, Ankara’da, Çubuk Ovasında koşturan bir fil kadar garip hissedeceğiz. Anadolu’da, çok eski tarihlerde, köy köy, kasaba kasaba dolanan gerçeklik ve korkuyla yoğrulmuş mitlerin içinden geçeceğiz. Timur’un Anadolu’da bıraktığı izleri takip edeceğiz. Anadolu’nun aslında bildiğimizden de öte, dünyanın en garip coğrafyası olduğu gerçeğiyle yüzleşeceğiz. En önemlisi de şu ki; bu toprakların gerçeklerinin, fantastik ve kurgulama bir dünyadan bile daha fantastik olduğunu göreceğiz. Anadolu’nun kaderinin 1402 yılının, 28 Temmuz sabahında yazıldığını göreceğiz. Herşeye tam o zamandan, 1402 yılının 28 Temmuz sabahından başlayacağız. Anadolu’nun kaderinde fillerin de olduğunu göreceğiz.

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.