ne biçim şeyler…

İşte Bunu Seviyorum

fshnSazlıkların arasından denize doğru yürüyorum. Zifiri karanlık, belki birkaç sarı sokak lambası, bacalarından duman tüten, tek katlı kiremit çatılı köy evleri. Kurbağa vıraklamaları, uçuşan sinekler, uzaklardan, bazen de yanıbaşımdan gelen köpek havlamaları. Sırtımda çantam, içinde yağmurluğum, bir şişe su, bir yarım ekmek, bir şişe şarap, yarım paket peynir. Bazen soğuk bir yel, bazen de ılık, burası Likya. Uzaklarda Akdağlar’ın, Mendos’un, Babadağ’ın karlı sırtları. En garibi de denizle birlikte gelen o ürpertici yalnızlık duygusu. Siyah deniz, içinden neyin çıkacağını bilmediğim o sonsuz derinlik. İçine girmeyi sevdiğim, üstüme örttüğüm o korkulu atmosfer. Herşeyi bir anda yırtıp atan o tutunuş sesi. Aniden boşalmaya başlayan makara ve cırlayan kalama sesi. İşte herşey kısacık ama aslında uzun o an için. Gerilen misina. “Kopmasın, kopmasın” diye mırıldanmak. Ve denizi delen, çırpınan, kırbaç gibi kıvrılan ama gittikçe yaklaşan o parlak sırt. İşte tam da o anda, sanki o an, o duygu için yaşadığını düşünmek. İşte bunu seviyorum.

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.