ne biçim şeyler…

Likya Uluburun Batığının Uzun Hikayesi

ubt
Günümüzden tam 3 bin 300 yıl önce, M.Ö 1400 yıllarında, sedir ağacından inşa edilmiş bir yük gemisi Likya kıyılarına doğru yanaşmaktaydı. 15 metrelik uzunluğu, 5 metrelik genişliğiyle, sedir ağacından yapılma bu yaşlı yük gemisi belki de genç bronz çağının en ileri teknolojisine sahipti. Gemi muhtemel iki rotadan birisi üzerinde ilerliyordu. Bu rotalar da büyük ihtimalle Mısır-Filistin-Suriye-Ege veya Kıbrıs – Ege olmalıydı. Belki de Mısır’dan aldığı yüklerle önce Suriye kıyılarına sonra Kıbrıs’a ve en son olarak da Likya veya Ege’de bulunan işlek bir Limana gidecekti. Bilinen bir gerçek vardı ki bu ilginç gemi Mısır yapımıydı ve taşıdığı yük içerisinde Mısır Kraliçesi Nefertiti’ye ait bir mühür vardı. Eğer böyleyse gemi Mısır’dan Hitit-Luvi limanlarına doğru ilerleyen bir yük ve ticaret gemisiydi. Buradan anlaşılıyor ki; bu küçük -belki de zamanına göre büyük- yük gemisi önemli bir gemi olmalıydı. Belki de gemi Likya kıyılarına doğru yaklaştığında kaptan ve mürettebatı, görevlerinin sonuna doğru gelmiş olduklarını düşünüp, derin bir nefes almışlardır. Ne de olsa artık  yolculuklarının büyük bölümünü tamamlamışlardı. Geriye endişelenmeleri gereken tek bir şey kalmıştı, o da Likya’lı korsanlar. Fakat geminin burnundaki Altın kaplama, büyük Nefertiti heykeli onları korsanlardan da koruyordu.
Oysa Likya kıyıları herşeye gebedir. Bir yanında uçsuz bucaksız engin kayalıklar, bir yanında sonsuz Likya mavisi içerisinde ilerleyen yelkenli yük gemisi aniden alabora oldu. Muhtemel ani bir fırtına ile alabora olan gemi, bugünkü Kaş ilçesinin 8,5 kilometre güney doğusunda mürettebatıyla ve taşıdığı kargoyla birlikte sonsuz mavinin derinlerine doğru kayboldu. Aslında gemiyi değerli hale getiren tek şey içerisinde taşıdıkları değildi. Asıl önemlisi, 1982 yılında bir sünger avcısının gemiyi farketmesi oldu. Gemi bulunduktan tam iki yıl sonra Türk ve Amerikalı sualtı arkeologları kazı çalışmalarına başladılar. Ve bu garip yük gemisinin insanlık tarihinin en eski batığı olduğu tespit edildi. Daha sonrasında 1000’in üzerinde dalış gerçekleştirildi. Gemi gövdesinden alınan örneklerle birlikte geminin Mısır sahillerinde, sedir ağacından yapılmış olduğu tespit edildi. Aslında uzun mu uzun bir hikayeye sahip olan bu geminin eski hikayesi bizler için henüz yeni başlıyordu. Gemi adeta genç bronz çağından günümüze yollanmış bir mektup gibiydi. Geminin taşıdığı yük 61 metre derinliğe doğru inmişti ve birçok parça neredeyse hiç zarar görmemişti.  Gemi, Arkeoloji tarihinde yeni bir çığır açtı. Bilinen en eski batık, içinde taşıdığı yükle birlikte bilim adına değer biçilemeyecek derecedeydi. Bronz çağının henüz başlarında batmış yük gemisi, o zamanların ticaretini, insan alışkanlıklarını, kültürlerini ve daha birçok şeyi günümüze taşımıştı. Peki geminin kargosunda neler bulundu? Gemi büyük oranda hammadde taşıyordu; 150’den fazla kobalt mavisi, lavanta ve turkuaz renklerinde cam külçe vardı. Bu cam külçelerin Filistin veya Suriye’de geminin kargosuna dahil olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca bu cam külçeler, bilinen en eski ve eksiksiz cam külçeler olma özelliğini de taşıyor. Geminin taşıdığı hammaddeler arasında Mısır sahillerinde yetişen Abanoz ve Sedir ağacı da vardı. Ayrıca kesilmiş ve tam kesilmemiş halde fildişleri, Mısır kıyılarından getirilmiş su aygırı dişleri, vazo yapımında kullanılan deve kuşu yumurtaları ve müzik aleti yapımında kullanıldığı tahmin edilen kaplumbağa  da vardı. Bunlar gemide bulunan hammaddelerdi. Bir de üretilmiş mallar vardı. Kıbrıs’ta üretilmiş seramikten yapılma kandiller, altın gümüş takılar, bir altın kadeh, boncuklar ve altından yapılma fayanslar, kozmetik kutuları, bakırdan yapılmış kap kaçaklar, su aygırı dişinden yapılmış bir borazan ve nerede kullanıldığı bilinmeyen daha birçok ürün ve tunç aletler. Gemide yiyecek olarak taşınan mallar da vardı bunlar; badem, üzüm, sumak, incir, zeytin, buğday ve arpa tohumuydu.ubUluburun Batığı bugün arkeoloji biliminin gün yüzüne çıkardığı en önemli buluntulardan bir tanesidir ve aynı zamanda eşsiz bir tarih hazinesidir. Yaşlı batık bugün Bodrum Sualtı Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. Aşağıdaki fotoğraf ise Uluburun batığının tıpkı üretimi olup, battığı bölge yakınlarında çekilmiş bir fotoğrafıdır.ulbrn

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.