ne biçim şeyler…

Teknoloji

İleri teknoloji ürünlerinin garip ve cezbedici resimlerinin büyüsüne kapılıp gideriz. Teknoloji bizim hikayemizdir. İnsanoğlunun hikayesidir. En başından en sonuna kadar, bizimle birlikte, yatağından taşmış bir nehir gibi, durmadan ilerleyen teknoloji insanoğlunun izdüşümü gibidir. Ve en önemlisi de teknolojiyle birlikte doğayı kontrol etmeye, değiştirmeye, dizginlemeye çalıştık. İşte tam da burada, doğa ve teknolojinin, gerçekte insanoğlu ve tabiat savaşının ortasında kaldık. Bir yok oluşun hikayesi de böylece başlamış oldu. Bu iki devin büyük ve acımasız savaşında yok olanın kim olacağını kestirmek zor olsa da, kaybedecek olanın insanoğlu olacağı kesin. Teknolojinin kapitalist sistemlerin en büyük silahı olmasıyla birlikte kendi yarattığımız ve çığrından çıkardığımız bu büyük canavar kendi kuyruğundan başlayarak kendi kendisini yemeye başlayacak. Belki çok uzak bir gelecekte, herşeyi yok ettiğimiz bir zamanda yine aynı en başında olduğu gibi küçücük bir filiz küllerin arasından gökyüzüne doğru uzamaya başlayacak. Ve en başta olduğu gibi, taşlar yeniden şekillenecek. Yukarıdaki fotoğraf Afrika’da bulunmuş ve insanoğluna ait en eski aletlerden birisine ait. İnsanoğlunun teknolojiyle attığı ilk adımın fotoğrafıdır. Bilemem ama, belki de uzayın derinlerinde yaşayan ve asla görüntülenememiş, belki de görüntülenemeyecek canlıların fotoğrafları kadar önemlidir. Ve diğer yandan, bugün nano teknolojiyle, dijital teknolojiyle donatılmış ürünlerden bile kat be kat daha muhteşemdir. Bu küçük 10 cm lik taş parçasıyla başlayan garip hikaye şuanda parmaklarımın ucundaki klavye tuşlarına kadar nasıl geldi bilmiyorum ama, onların, atmosferin dışına yerleştirdiğimiz uydulardan bile daha muhteşem nesneler olduğunu düşünüyorum. Kenarından köşesinden bir tasarımcı olarak, bu aletlerden daha iyi tasarlanmış bir teknoloji ürünü görmedim.

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.