ne biçim şeyler…

Köy Efsaneleri – 1

Onları birçok kez, birçok yerde görmüş olabilirsiniz. Çoğu kez, dikkatinizi çekmemiş de olabilir. Bazen yanlarında üst üste yüklü bir sepetle, bazen hemen arkasına geçirilmiş hasırdan bir heybeyle, bazen de işte böyle bir köy meydanında tüm heybetleriyle birşeylere meydan okur gibi. Gerçek birer efsane olan bu motosikletlerin hikayeleri uzun ve eskidir. Bir köy meydanında bu emektar, eski model motosikletleri gördüğünüzde eğer dikkatlice incelerseniz; her tarafından yağ sızdığını, birçok yerde boyasının döküldüğünü, kilometre sayaçlarının artık iptal olduğunu farkederdiniz. Fakat ilginç bir nokta vardır ki bu motosikletleri genellikle köyün tam da meydanında görürsünüz. Zamana meydan okuyan bu motosikletler, tüm heybetleriyle köy meydanında gövde gösterisi yapar gibi dikelirler. Diğer yandan emin olun ki sahipleri de köy meydanındaki kahvehanelerden birisinde oturmuş ve bir gözü hep motosikletindedir. Bu emektarları köyün orta yerine boşu boşuna dikeltmezler. Eminim ki sahipleri bu emektar efsaneleri uzaktan uzaktan izlemeyi çok seviyorlardır. Kimbilir belki de bazı zamanlar köy kahvelerinde çaylarını yudumlarken, birlikte geçirdikleri uzun mu uzun zamanları düşündükleri oluyordur. Eğer bu motosikletlerden birisinin başında 1-2 dakikadan fazla durursanız sahibi hemen yanınızda bitiverir. Başlar anlatmaya. Kaç yıldan bu yana kullandığını, sepet takıp da bilmem kaç kilo yük koyduğunu, üstüne bir de bilmem kaç kişi binip tarlaya gittiklerini, dağ yollarında, asfaltsız, bozuk, taşlı yollarda kaç yıl bu motosikleti sürdüğünü anlatır. Gözlerinde ki bakışlarından bu paslı, eski motosikletlere aşık olduklarını anlarsınız. İstediğiniz kadar para teklif edin, onları satmazlar, satamazlar. Sahiplerinin onlara garip bir duygusallıkla bağlı olduklarını farketmeniz zor olmaz. Kolay değildir; bir motosikletin 35-40 yıl, öyle ya da böyle, sahibine hizmet etmesi, gerçekten kolay değildir. Hatta ve hatta, bu uzun ve zorlu seneler, ister istemez bu motosikletleri ailelerinin birer fertleri yaparlar. Kaç çocuk, kaç torun bu motosikletlerin selelerinden geçer. Dededen toruna geçeni çoktur. Bu yaşlı, yorgun motosikletlerin, zamana meydan okuyarak, 70’li yıllardan günümüze tık demeden gelmeleri onları bambaşka kılar. Zaman gerçek bir motosiklet için farklı işler. Geçen her zaman, gerçek bir motosikleti daha da gerçek kılar. Onları farklı, bambaşka, belki de kelimelerle anlatması zor şeyler haline getirir. Zaman onları sadakatle yoğurur, içlerine sevgi katar. İster inanın, ister inanmayın; bir zamanlar yediğimiz her mandalinada, her portakalda, üzümde, kavunda, karpuzda, gökyüzüne başını kaldırmış her buğday başağında onların da emeği vardır.

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.