ne biçim şeyler…

Fatma Ana Özel Haftası

Anadolu’nun gerçekten çok farklı, ilginç değerleri ve ritüelleri var. İşte Fatma Ana da böyle bir değer ve ritüeldir. Bu tarz kavramlar ben de dahil olmak üzere çoğumuza uzak gelebilir. Ama bu değerler bizim içimizden çıkan, çok uzak zamanlardan, uzak yerlerden getirdiğimiz ritüeller, efsaneler ve masallardır. Onlar, dedelerimiz, ninelerimiz ve atalarımızla birlikte, uzak zamanlardan, uzak yerlerden geldiler. Bizi hiçbir zaman bırakmadılar. Bazen evinizdeki, kolunuzdaki bir nazar boncuğunda, bazen hasta yatağında ateşlenmiş bir çocuğa dökülen kurşunda, bazen de yaşlı bir kadının fısıltılarında yaşıyorlar. Biliyorum ki nice zamanlarda, nice soğuk, yağmurlu kış günlerinde, Anadolu’nun uzak ve bilinmez köşelerinde, kucağında hasta çocuğuyla, Fatma Ana’ya koşan nice analar yaşadı ve belki de halen yaşıyorlar. Ve belki de kaç köşede, kaç umut yeşerdi bu ritüelle birlikte. Mistik Anadolu’nun, gelenekselleştirdiğimiz, değiştirdiğimiz bu güzel ritüellerini unutmamamız gerektiğine inanıyorum. Kimi geceler çocuklarımıza çok uzak zamanlardan, atalarımızdan ve getirdiklerinden bahsetmeliyiz. Geçmişimizden getirdiğimiz tüm bu inanç, gelenek ve ritüellere saygıyla yaklaşmamız gerektiğine inanıyorum. Bu sebeple bu haftayı bu blog sayfasında, “Fatma Ana Özel Haftası” olarak isimlendirmek istiyorum.

Çok küçükken, belki de beş veya altı yaşımdayken rahmetli Babaannem Hıdırellez gecelerinde uyumadan önce ne dilersem onun resmini bir kağıda çizmemi isterdi. Ben de bir kağıda birşeyler çizerdim. Sonra elimden tutup beni gecenin karanlığında bahçemize indirir, üzerinde dileklerimin resimleri olan bu kağıdı bahçedeki güllerin arasına koymamı isterdi. Bana Hızır ve İlyas’ın birbirini çok seven iki kardeş olduklarını, Hıdırellez gecelerinden başka hiçbir zaman biraraya gelemediklerini anlatırdı. Hızır ve İlyas’ın işte bu gecelerde güllerin altında buluştuklarını ve hasret giderdiklerini anlatırdı. Hızır ve İlyas’ın buluştukları zaman işte yine bu güllerin altındaki resimleri aldıklarını ve dilekleri gerçekleştirdiklerini anlatırdı. O gecelerde hep Hızır ve İlyas’ı düşünerek uyuduğumu hatırlıyorum. Ertesi sabah merakla erkenden uyanır, çizdiğim resimlerin alınıp alınmadığına bakardım. Şimdi düşünüyorum da ne güzel, ne renkli günlermiş. Biliyorum ki Babaannem de aynı şeyleri büyüklerinden, dedelerinden, ninelerinden gördü. Biliyorum ki kaç yüzyıl önce nice Yörük, Türkmen çocukları Hıdırellez gecelerinde ellerindeki dal parçalarıyla toprağa neler çizdiler.Ve şimdi biliyorum ki bunlar, çok eskilerden gelen, isim değiştirmiş, şekil değiştirmiş, karanlıklarda kalmış inançlarımızdır. Eğer onlar da olmassa neyimiz kalacak? Çocuklarımız hangi masallarla, hangi efsanelerle büyüyecekler? Çocukların hayal dünyalarını nelerle doldurup, nelerle besleyeceğiz?

Beş dakika önce tam da bu satırları yazdıktan sonra Hızır ve İlyas’ın acaba herhangi bir görseli varmı dır diye Google’a bakarken arama sonuçlarında birden gözlerim birkaç satırı yakalayıverdi. O sayfayı açıp okudum, biraz duygulanıp Babaannemi düşündüm. Benim canım Babaannem, güzel ruhun şad olsun…

O satırları aynen buraya ekliyorum;

Sarıkeçililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı ve çevrecilerin Ankara’ya doğru çeşitli illerden başlattıkları ”Büyük Anadolu Yürüyüşü”nün Doğu Akdeniz Kervanı’nın sorumlusu Pervin Çoban Savran, yaptığı açıklamada, doğaya ve yaşama zarar veren tüm yatırımların durdurulması için ”Anadolu’yu vermeyeceğiz” sloganıyla düzenlenen yürüyüşe ”Doğu Akdeniz Kervanı” olarak katıldıklarını ve Konya’da 9 bin yıllık Çatalhöyük’te Hıdırellez’i kutladıklarını söyledi.

Savran, Hıdırellez’in, Hızır ve İlyas peygamberlerin buluşup dilekleri gerçekleştirdiklerine inanılan ve baharın müjdecisi ”ilkyaz bayramı”nın başlangıcı olarak kabul edildiğini belirtti.

Hıdırellez’in, günümüzde geçmişteki gibi kutlanmadığını anlatan Savran, Sarıkeçili kültürüne göre ”Öncelikle bugün kim gelirse gelsin Hızır peygamber olabileceğine inanıldığı için gelenler boş gönderilmez” dedi.

Hıdırellez’in Türk kültüründe baharın müjdecisi olduğunu belirten ve birçok etkinliğin unutulduğunu vurgulayan Savran, şunları ifade etti: ”Hıdırellez, baharın gelmesi, doğanın canlanması, yaprakların açması, böceklerin canlanması demek. Bugünden itibaren keçilerin sütü bol olacak demektir. Hele bir de yağmur çoksa keçilerin sütü daha bol olacaktır. Hıdırellez, bahar göçü içinde son gün demektir. Bu gün geç saate kadar yatılmaz. Hıdırellez günü ne yapıyorsanız yıl boyunca da onun olacağına inanılır. Bu yüzden bu gün zinde, hareketli olunur ve çok ağır iş yapılmaz. Yörük çadırlarında temizlik gibi ağır işler yapılmaz. Temizliğiniz bugün ve daha sonrasına kalırsa kurtlanırsın denilir ve çadırda temizlik Hıdırellez’den önce yapılmalıdır.”

Maya yapmak için Hıdırellez’in beklendiğini kaydeden Savran, ”Hıdırellez’de keçi sütü sağılır, yoğurt mayalanır. Başkasından almak iyiye sayılmaz. Önceden yoğurt yoksa maya için Hıdırellez beklenir. Bu günde sabah çiğ taneleri ya da yağan yağmurdan alınan su ve damlacıklar ile keçi sütü pişirilir, ılık kıvama gelince bildiğimiz dualar okunarak yoğurt mayalanır. Böylece ilk maya elde edilir” diye konuştu.

Hıdırellez’de dilek ve bereketin gerçekleşmesi için yapılan etkinliklerden söz eden Savran, şöyle devam etti: ”Eskiden toprağa çizim yapılırdı. Bu çizimde ne isteniyorsa onun simgesi çizilirdi. Keçi, çadır ve deve gibi. Günümüzde ise bu yazıya dönüştü. Bereket için bugün yedi karınca yuvası bulunur, azar azar toprak alınır, hepsi karıştırılır. Bu toprak 6 yere bırakılır. Çamaşır çuvalı, keçenin altı gibi. 7′si de üzerinizde, kuşağınızda veya cebinizde taşınır. Bu toprak belki bir hafta, belki bir ay taşınır. Yine Hıdırellez gecesi kölleme adını verdiğimiz buğday, nohut, haşhaş ve ceviz pişirilir. Misafirlere ikram edilir ki bu da berekete delalettir.”

Savran, Hıdırellez’i Çatalhöyük’te kutladıklarını belirterek, ”Bu gece biz de kölleme yaptık. Sağlıklı olmak, var olan hastalıkları atmak için cıngırakta sallandık. Ağaçta da bu yapılabilir. Ateş yakıp üzerinden atladık. Bunun dışında köçeklerle müzik eşliğinde eğlendik. Eskiden henk (bakır hamur leğeni) çalınırdı bu eğlencelerde… İsteyenler de ağaçların altına toprağa dileklerinin gerçekleşmesi için yazı bıraktı. Kutlamamız gün boyu devam edecek” dedi.

Bu blog sayfasına abone olarak her yeni yazıdan mail yoluyla anında haberdar olabilirsiniz. Bunun için sayfanın sağ alt kısmındaki “takip et” butonuna tıklayarak sadece mail adresinizi girmeniz yeterli.

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.