ne biçim şeyler…

Elmalı Hazinesi’nin Uzun Yolculuğu

1984 yılında Antalya’nın Elmalı ilçesinde, halk arasında “defineci” olarak tabir edilen bir adam, Elmalı’daki bir televizyon tamircisinin kendi ürettiği metal dedektörlerinden bir tane satın alır. İlk kullanımda hemen bozulan dedektörü tamir ettirmek için televizyon tamircisine geri götürür. 18 Nisan 1984 günü iki kafadar tamir edilen cihazı denemek ve bahaneyle define aramak için Bayındır köyü civarına giderler. Üstelik köyün eski muhtarı cihazı denemeleri için iki kafadara komşusunun tarlasını gösterir ve ekibe o da dahil olur. Üç kafadar define aramaya başlamak için geceyi beklerler. Gece olur ve belirledikleri tarlaya gizlice girerler. Henüz dedektörü yeni çalıştırmışlardır ki dedektörden hemen bir sinyal sesi gelir. Üç kafadar şaşırırlar. Acaba cihaz yanlış mı çalışıyor diye şüpheye düşerler. Dedektörün çalışır çalışmaz sinyal vermesi onlara garip gelmiştir. Ama yine de sinyal sesinin geldiği yeri kazmaya karar verirler. Biraz zaman geçtikten sonra kazmaları sert bir cisme çarpar. Daha sonra gördükleri manzara karşısında şaşkına düşerler. Aynı, filmlerde, köy kahvelerinde anlatılan çoğu yalan dolan hikayelerdeki gibi, kırık bir testi içinde etrafa yayılmış yüzlerce eski sikke bulurlar. Karşılarındaki manzara karşısında adeta çarpılmışa dönen üç kafadar aceleyle sikkeleri toplayıp gecenin karanlığında hızla oradan uzaklaşırlar. İşte Elmalı hazinesinin hikayesi de burada, bir televizyon tamircisinin yaptığı yarı çalışır, yarı çalışmaz, uyduruk bir metal dedektörünün, meraklı üç köylünün ellerinde verdiği sinyal sesiyle başlar. Aslında herşey için henüz küçük bir başlangıçtır. O gece üç kafadar heyecanla evlerine gidip buldukları sikkeleri sayarlarken, aslında ne bulduklarının tam anlamıyla farkında değillerdir.

Üç köylü buldukları sikkeleri satmak için, birkaç tane de yanlarına alarak İstanbul’a giderler. Sikkeleri iki ünlü antika kaçakçısına gösterirler ve bu iki kaçakçıyı Elmalı’ya davet ederler. Ünlü Antika kaçakçılarından bir tanesi bu üç köylünün aslında ne kadar değerli bir hazine bulduklarını farkeder ve diğer antika kaçakçısına bu işten çekilmesi için 60.000 dolar para öder. Diğer kaçakçı işten çekilir. Ve bütün sikkeleri definecilerden 620.000 dolara satın alır. Üç kafadar için hayallerinde bile göremeyecekleri bu para inanılmazdır. Ünlü antika kaçakçısı Almanya’da yaşayan dostlarıyla bağlantı kurar ve bir ortaklıkla defineyi İsviçre’ye götürmeyi başarırlar. Ünlü kaçakçı bu ortaklıktan tamı tamına 1.300.000 dolar kazanır.

Bu sırada eski Elmalı Belediye Başkanı da İstanbullu ünlü antika kaçakçılarıyla birlikte İsviçre’ye birtakım değerli sikkeleri kaçırır. Anlaşılan üç kafadar buldukları sikkelerin tümünü İstanbul’a götürmemişler ve sikkelerin bir kısmı eski belediye başkanının eline geçmiştir. Yani kısacası işin içine belediye başkanı da karışmıştır. İsviçre’de toplanan bu büyük hazineyi sadece Amerika’ya götürebilmek için Newyork’ta Amerika’nın en zengin işadamlarından oluşan OKS Partners isminde üçlü bir ortaklık kurulur.  Bu ortaklar sırasıyla William Koch, James Spier ve Jonathan Kagan’dır. Fakat ortaklığı büyük oranda finanse eden büyük emlak zengini William Koch’tur.
Antalya’da ise işler bambaşkadır. Buldukları defineden zengin olan üç kafadar heryerde su gibi para harcamaktadır ve halk arasında define buldukları haberi kulaktan kulağa yayılmaktadır. Bir yerden sonra Elmalı’da bütün halk sadece defineden bahseder olmuştur. Nihayetinde köylüler tutuklanırlar fakat her defasında verdikleri rüşvetlerle serbest bırakılırlar. Fakat soruşturmalar sonucunda aslında olayın büyük ve organize bir define işi olduğu anlaşılır. Aynı zamanda İstanbullu ünlü antika kaçakçılarının da işe karıştığı öğrenilir.

Peki üç köylü tarafından bulunan bu sikkeler neden bu kadar değerliydi?

M.Ö V. yüzyılda Perslerin Yunanistan ve Batı Anadolu’yu işgal etmesinden sonra bu topraklardaki tüm şehir devletleri Pers istilasından korunmak amacıyla bir deniz birliği oluşturdular. Her şehir devleti kendi bütçesi oranında bu birliğe katkıda bulunuyordu. İşte Elmalı’da yapılan kaçak kazı sayesinde bulunan bu sikkeler de bu deniz birliğine aitti ve bölgedeki bütün şehir devletlerinin paralarını içeriyordu. Bulunan bu sikkeler daha sonra yüzyılın definesi olarak adlandırıldı çünkü define, bölge topraklarında yaşayan şehir devletlerinin Persler karşısında kazandıkları birtakım zaferler adına basılan anı paralarını da kapsıyordu. Normal bir sikke 4 drahmi iken bu anı değeri taşıyan özel basım sikkeler 10 drahmiydi. Yani; Dekadrahmi. Dekadrahmiler ince işçilikleri ve az bulunur olmalarıyla bilinirler. Örneğin Elmalı definesinin çıkartılmasıyla dünyada bilinen dekadrahmi sayısı tamıtamına 2 katına çıkmıştır. 1984 yılında dünyada bilinen dekadrahmi sayısı sadece 13’tü. Fakat sadece Elmalı definesinde bilinen dekadrahmi sayısı 14’tü. İşte bu, Elmalı definesinin ne kadar değerli bir define olduğunu anlatmaya değer bir orandır. Diğer yandan dekadrahmiler basıldıkları dönem açısından özel olduklarından, o döneme ait önemli savaşlar, sülaleler ve şehir devletleri adına önemli bilgiler verirler. Bu anlamda Elmalı definesi sanki o çağlarda yaşayan birisi tarafından oluşturulmuş bir para kolleksiyonu gibiydi.

Peki Elmalı definesi yasadışı yollarla Amerika’ya kaçırıldıktan sonra neler oldu? Türkiye devleti hazinenin yurtdışına kaçırıldığı bilgisini netleştirdikten sonra yoğun bir diplomatik süreç başlattı. Açılan mahkemeler sonucunda hazinenin büyük kısmı Anadolu’ya, ait olduğu topraklara geri döndürüldü. Bu mahkemeler ile topraklarımıza geri dönen sikke sayısı 1679’dur. Oysa Elmalı’da bulunan toplam sikke sayısı 1900’den fazlaydı. Yani 220’den fazla sikke ise halen kayıp ve nerede oldukları bilinmiyor. OKS Partners’a açılan dava sonucunda, OKS Partners’ın 1810 sikke satın aldığı belgelerle kanıtlı olduğu halde Türkiye Cumhuriyeti’ne sadece 1661 sikke iade etmiştir. Elmalı hazinesi bugün Antalya müzesinde sergilenmektedir.

Elmalı hazinesinde bilinen 962 adet Likya, 283 adet Rodos, 41 adet Samos ve 12 adet Efes, Milet sikkesi bulunmaktadır. Bu anlamda define, içerisinde barındırdığı sikkelerin basım yerleriyle büyük oranda Anadolu uygarlıklarına ait şehir devletlerine aittir. İçinde bulundurduğu dekadrahmilerin çokluğu sebebiyle de arkeoloji dünyasında “dekadrahmi hazinesi” olarak bilinmektedir.

Bu blog sayfasına abone olarak her yeni yazıdan mail yoluyla anında haberdar olabilirsiniz. Bunun için sayfanın sağ alt kısmında bulunan “takip et” butonuna tıklayarak mail adresinizi girmeniz yeterli.

btn_donate_lg

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.