ne biçim şeyler…

Doğada neyi gördük?

Sağdaki fotoğrafı 1 ay önce Fethiye’de ben çektim. Soldaki fotoğrafsa bugün biryerlerde rastgele karşıma çıktı. Her ikisi de farklı ülkelerde farklı yerlere ait. Coğrafi yapıları, bitki örtüleri hemen hemen aynı. Benzerlik şaşırtıcı. Zaten hemen hemen aynı enlemde bulunan yerler. Fakat büyük bir fark var ki, bizimkisinde beş yıldızlı bir otel var. Diğerinde ise dünyaca ünlü bir manastır var. Sol taraftakine elinizi kolunuzu sallayarak girebilirsiniz, sağ taraftakine ise hemen hemen 1 yıl önceden yer ayırtmadan ve hatırı sayılır miktarda ücret ödemeden neredeyse giremezsiniz. Pek tabii ki biz de oraya keşke bir manastır yada cami yapsaydık demiyorum. Fakat buradaki yol ayrımının farkına varmamız gerekli. Bizler hiçbir zaman doğayla tanrıyı aynı yerde göremedik. Tanrıyı tabiatta değil hep başka yerlerde aradık. O yüzden ona hiçbir zaman gereken saygıyı da göstermedik, gösteremedik. Bizler tabiatta bile parayı aradık. En güzel, cennet parçası köşelerde bile paranın peşinden koştuk. Bizler tanrıyı minarelerin hoparlörlerinde, anlayamadığımız bir dilin içinde, bilmediğimiz bir alfabenin harflerinde aradık. Gördüğümüz her kuşu, her geyiği, her kaplanı, her yılanı öldürmenin hesabını yaptık. Bu sebepten yanan hiçbir ağaç bizlere hiçbirşey ifade etmedi. Bu yüzden aslında bizler hiçbir zaman tanrıyla yüzleşemedik. Başka insanlar aynı yerlere manastır yaptılar, çünkü onlar doğada tanrıyı gördüler. O yüzden kaplanlar artık Anadolu’da yaşamıyorlar.

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.