ne biçim şeyler…

Charles Fellows – 1838, Bergama

Yukarıdaki çizim ilk gezisi sırasında Bergama’da bir handa konaklayan Fellows’a ait. Fellows 1832 yılında Anadolu’ya yaptığı ilk gezisini anlatan kitabının başlarında Bergama’da konakladığı bu hanı anlatıyor. Fellows ilgili sayfalarda, geceleri herkes uyurken, handa yanan tek ışığın kendi mum ışığı olduğundan bahsetmiş. Hatta tam da aynı bölümde Bergama’da kaldığı hanı anlatırken, sabah ezanının okunduğuna ve sabahın ilk saatlerinde halen ışığının yandığından bahsediyor. Çünkü Fellows gezisi boyunca aldığı notlarını çoğu zaman geceleri kaldığı hanlarda düzenliyor. Han, bir önceki yazıda eklediğim Hana çok benziyor. Yine aynı, Han’ın bahçesinde dinlenen develer, kervancılar ve tüccarlar. Resmin sağ alt bölümündeki gölgelik alanda kalan adam Fellows’un yardımcısı olmalı, atlar da muhtemelen kendi atları. Hanlarda kimler konaklamamış ki? Yıl 1838, Bergama’da bir handa, bir ingiliz arkeolog. Kimbilir belki de kandil ışığının aydınlattığı o gecelerde topraklarımızdan fışkıran her parçayı ingiltere’ye nasıl kaçıracağını planlıyordu. Şimdi kısaca Charles Fellows’un kim olduğundan tekrar bahsetmek istiyorum..

Daha önceki yazılarda Charles Fellows’dan bahsetmiştim. Fellows birincisi 1838’de olmak üzere iki defa Batı Anadolu’yu yanında bir yardımcısı ile at üzerinde gezen bir gezgin – Arkeolog (3 adet at, birisi kendisine, birisi yardımcısına ve diğeri de eşyaları taşımak üzere). Aslında Onu sadece bir gezgin olarak tanımlamak hatalı olur. 1830’ların çoğu yabancı seyyahı gibi O da rotasını İzmir’i merkez alarak çiziyor ve önce kuzeye daha sonra İstanbul’a vardıktan sonra güneye, İç Anadolu üzerinden Likya sahillerine iniyor. Likya bölgesini oldukça detaylı bir şekilde inceleyip, güzel çizimler yapan Fellows daha sonra tekrar kuzeye yönelip İzmir’e varıyor ve oradan deniz yoluyla İngiltere’ye geri dönüyor. Fellows ilk gezisinin ardından İngiltere’ye döndüğünde kendi çizdiği resimlerden ve gezi notlarından oluşan bir kitap yayınlıyor. Bu resimler oldukça hoş ve o zamanların Anadolu’sunu gerçekten güzel yansıtıyor. Fellows sadece gördüğü yerleri değil, o zamanların insanlarını ve insanların nasıl yaşadıkları hakkında da bilgiler veriyor. Sadece insanlarla,  mekanlarla ve yaşamlarıyla yetinmiyor. Sıksık geçtiği yerlerin bitki türleri, böcekleri, yer yapıları ve hatta yeraltı kaynaklarını – kaya türlerini bile notları arasına ekliyor. Bu kitaplar benim gibi eski Anadolu ve Anadolu aşıkları için çok değerlidirler. Fellows, ilk gezisinin ardından 184o’da Anadolu’ya tekrar ayak basıyor fakat ikinci gezisi bir önceki gezisinden farklı şekilleniyor. Önceki gezisinden sonra araya giren 2 yıl içerisinde İngiltere’de birşeyler olmuş olmalı.. (İngiltere o yıllarda sahip olduğu tüm sömürgelerinin kültürel ve tarihi eserlerini son hızla kaçırarak bugünkü ünlü British Museum’u doldurmaya çalışıyordu. 1800’lü yıllarda Osmanlı İmparatorluğu ve Hindistan İngiltere’nin en büyük iki sömürgesiydi.) Bu sefer, İngiltere kraliyet ailesinin ve şimdinin National Geographic’in de -o yıllarda British Association-  desteğini arkasına alarak Likya bölgesine odaklanıyor. Fellows, ikinci gezisinin sonunda 70’den fazla sal ile Likya Uygarlığına ait herbiri muazzam değerli parçayı Eşen Çayından aşağıya doğru taşıyarak Patara sahiline demirlemiş ingiltere kraliyet ailesine ait savaş gemisine (hms beacon) kaçırarak çalıyor. İlginç bir nokta; sallardaki sandıkların gemiye taşındığı sırada gemi güvertesinde yine iki ünlü hırsız Edward Forbes ve Thomas Spratt’de bulunuyor. Muhtemelen bu gemi diğer iki hırsızın da dünyanın farklı yerlerinden çaldıkları eserleri toplamak için servis görevi görüyordu. Geçerken Fellows’u ve tarihi eserle yüklü 70’den fazla salı da almayı ihmal etmiyorlar. Ve muhtemelen gemi Patara sahilinden ingiltereye doğru hareket ettiğinde 3 hırsız birbirlerine sarılıp birbirlerini tebrik etmişlerdir. Gemi ingiltereye vardığında Fellows, yaptığı büyük ve muazzam hırsızlığın karşılığında kraliyet ailesi tarafından Sir (sör) ünvanı alarak şövalye ilan edildi.
Anadolu’ya ait tek bir toprak tanesini bile ondan koparmamak gerektiğine inanıyorum. Fellows, Anadolu’ya ait yüzlerce kültür mirasını onun bağrından koparmış olsa da en sevdiğim eski dünya gezginlerinden birisidir. Çünkü en azından geriye, bana Anadolu’yu, gerçek Anadolu’yu anlatan muhteşem kitaplar bırakmıştır. Böylesine büyük bir hırsızlığın yanında böylesine muntazam kitapları bize kendi tarihçilerimiz bile yazmadı. Onlar da geçmişimizden çok şey çalıp yerine sahtelerini koydular fakat geriye yalanlarından başka hiçbirşey bırakmadılar. Saygılar…

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.