ne biçim şeyler…

Mezopotamya Ovası 16.09.11


Daha önce bu kadar düz, bu kadar uçsuz bucaksız, gökyüzüyle bu denli birleşip de sonsuza karışan bir ova manzarası görmedim. İşte Mezopotamya ovası öylesine sonsuz görünüyor. Sanki bütün dünya Mezopotamya’dan ibaretmiş de başka hiçbir yer yok. İnsanoğlu ilk kez Mezopotamya’da emekledi, yürüdü ve koşmaya başladı. Aklınıza gelebilecek hemen hemen herşeyin en ilkel hali, ilk kez bu topraklarda filizlendi. Basit aletler, yazı, tekerlek, geometri, ilk kanun. Demir, boynunu ilk kez insanlığa burada eğdi. Sonra altın, gümüş, bakır ne varsa. İnsanoğlu yıldızlarla bu topraklarda tanıştı. Medeniyet ilk kez bu topraklarda filizlendi. Ve insan Tanrıyı ilk kez bu topraklarda aradı. Savaşı da, barışı da burada icad ettiler. Kılıç, ok, mızrakların en keskinleri burada şekillendi. Derler ki bütün peygamberler Mezopotamya’nın ağaçlarından yapılan beşiklerde uyudu. İlk kardeş kanı bu topraklarda aktı. İlk köle bu topraklarda satıldı. Bu sonsuz düzlükte nelerin tohumları yeşermedi? Gözümde canlandırmaya çalıştım. Devasa Pers orduları bu ıssız sıcak da, bu sonsuz düzlükte ilerlediler de Akdeniz’e, Likya’ya, Ege sahillerine kadar geldiler. Tarihin en büyük savaşlarına sahne olmuş bu düzlükden kimler geçti? Kadeş savaşı için 3000’den fazla savaş aracı ve 17.000 zırhlı asker ile Hitit ordusu işte tam da bu düzlükte ilerledi. Hayal etmesi bir garip.  Sonra 30.000 piyade ve 5.000 den fazla süvarisiyle Büyük İskender. Nice Haçlı orduları Kudüs’e bu düzlüklerden gitti. Hepsi buradan geçtiler. Savaşmak sanki bu toprakların alınyazısı. Hindistan’dan, Çin’den, Horasan’dan gelen her kervan bu topraklardan geçti. Bu sonsuz sıcak düzlükte, uzaklarda, yerin altında, heryerde, sanki ince ince Slayer çalıyor…

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.