ne biçim şeyler…

Güneşin Gerçek Çocukları (devam ediyor)


Güneşin gerçek çocukları, gerçek çocuklardır. Aklınıza birbirlerine sarılmış, yüzleri kirli, yalınayak, sümüklü çocukların portreleri gelmesin. Tabanları yanar söner, renkli ışıklı, yepyeni ayakkabılarıyla parklarda koşan çocuklar da gelmesin. Bahsettiğim çocuklar, gerçek çocuklardır. Gerçek çocuklar da güneşin çocuklarıdır. Güneşin çocukları, Akdeniz’in çocuklarıdır, Ege’nin çocuklarıdır.
Gerçek çocukların ellerine dedelerinin, ninelerinin kırışık, kavruk, nasırlı elleri değmiştir. Gerçek çocukların ellerine atalarının semsert zımpara gibi parmakları değmiştir. Bu yüzden gerçek çocukların avuçları terlemez. Bu elleri saatlerce tutabilirsiniz. Gerçek çocuklar terlik giyerler, bazen birbirlerine karıştırıp ters giyerler. Gerçek çocuklar yürümeyi düşerek öğrenirler. Bu yüzden gerçek çocukların dizlerinden yara izleri eksik olmaz. Gerçek çocuklar yarayla kendi dizlerinde tanışırlar. “Dizlerimin bağı çözüldü derler”, bu yüzden onlarınki çözülmez.
Gerçek çocuklar tulumbadan çıkan kristal suyu içmişlerdir. Tulumbanın kolunu diğer bir gerçek çocuk tutmuştur. Gerçek çocuklar sıra sıra, kana kana su içerler, en çok susayanlar onlardır. Onlar suyun parayla satıldığı yerleri görmemişlerdir. Marketlerde içleri suyla dolu litre litre plastik şişeleri de görmemişlerdir. Gümüş renkli parlak çeşmeleri de bilmezler. Onlar lastiği bozulmuş, küfreden çeşmeleri bilmezler. Gerçek çocuklar uzak dağların karlarından içmişlerdir. Onlar hiç durmadan akan, vanasız köyçeşmelerini bilirler. Cömertliği de bu çeşmelerden öğrenirler. Gerçek çocukların dudakları alüminyum bardaklara değmiştir. Bilirler ki soğuk su en güzel o bardaklardan içilir. Gerçek suyu, en güzel, gerçek çocuklar içerler. Gerçek çocuklar suyun gözünü bilirler.
Bu çocuklar yılan görmüş çocuklardır, kuşların hertürlüsünü, böceklerin rengarenklerini, kelebeklerin yüzlercesini görmüşlerdir. Sincapları cumartesi günleri televizyonlarda değil, asırlık çınar ağaçlarında görmüşlerdir. Dünyanın en güzel gözlerini sarı ampul ışığı altında süleymancıklarda görmüşlerdir. Yusufçukların ardından ellerini  iki yana açarak koşuşturan çocuklardır. Piçler, hiçbir zaman yusufçuk görmemişlerdir, süleymancıkları da bilmezler. Gerçek çocuklar, süleymancıkları kavga ederken, çiftleşirken dahi görmüşlerdir. Gerçek çocuklar baykuş görmüştür. Onlar küçük taşlarla, uçuşan yarasalara binbir numara yaptırırlar. Gerçek köpeklere sarılır, gerçek köpeklerle boğuşurlar.

Gerçek çocuklar, sıcak sokakların, cami avlularının, kahvehane bahçelerinin, taş duvarların, kurumuş otların, saat 02:00’nin, kırık şişelerin, küf kokularının, kırlangıç yuvalarının, yuvadan düşmüş yavruların, tahta kapıların, paslı çivilerin, kuyruklu yıldızların, meteor yağmurlarının, ilk içilen sigaraların, fıstık ağaçlarının altındaki tahta divanların, diplerinden bal damlayan bardacıkların, ekşimiş çürümüş sarhoş eden bardacıkların, akşam sefalarının, geceleri korkulu hikayelerin, çoban yıldızının, çiğdem çekirdeklerinin, kaynamış mısırların, salça kokularının, turşu kavanozlarının, soba borularının, eski battaniyelerin, kenevir kokularının, kerkenez uçuşlarının, tahtadan arabaların, kiraz bahçelerinin, kurbağaların, dedelerin, ninelerin, mezar taşlarının, yazılı kayaların, antik sütunların, kedi taşaklarının, kurban kanlarının aktığı toprak çukurların, sinek ısırıklarının, ısırgan otlarının, duyulmadık kuş seslerinin, bayramlık elbiselerin, yokuşların, ağaçlı okul bahçelerinin, Mustafa Kemal’in, çam ağaçlarının, kurşun kalemlerin, eski aile albümlerinin, plastik mavi leğenlerin, zeytin sabunlarının, bok böceklerinin, ağaç kabuklarının, gerçek çam fıstıklarının, bukalemunların, öğlen uykularının, bir gözü açık uykuların, kabakulakların, yumrukların, zeytin ağaçlarının, su birikintilerinin, sanayi sitelerinin, dondurma külahlarının, isparoz balıklarının, kırkayakların, aspirinli gazozların, 23 Nisan’ların, ipekböceklerinin, deniz kokusunun, karpuz kabuklarının, arı yuvalarının, eşek arılarının, sarı arıların, kızılca arıların, boncuk arılarının, yaban arılarının, ağustos böceklerinin, armut ağaçlarının, en gerçek saklanmaç oyunlarının, mısır tarlalarının, bodrum katlarının, baba dayaklarının, kapı arkalarının, tuvalet deliklerinin, eskimiş sırt çantalarının, anahtar deliklerinin, ölmüş annelerin, ölmüş babaların, anne kucaklarının, baba dizlerinin, kapı önlerinin, kiremit çatıların, ara sokakların, arka sokakların, çıkmaz sokakların, binbir türlü yemek kokularının, elektrik direklerinin, en parlak yıldızların, tahta sandalyelerin çocuklarıdır.
Gerçek çocuklar güneşle büyürler. Gerçek çocuklar güneşin çocuklarıdır…

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.