Renault 12 ve Bakış Açısı..
Açıkçası anlatmaya nereden başlayacağımı bilmiyorum. Mardin – Midyat’ta öğretmen olarak görev yapan eşimin yanına bu eski emektar arabayla gitme kararını nasıl aldığımı bile bilmiyorum. Arabalar hakkında bilmediğim çok şey var. Ama bildiğim birşey varsa o da; bu arabaların istikrarlı bir motora sahip olduklarıydı. Bu arabayla yola çıkmadan önce başıma belki de kötü şeylerin geleceğini düşünmedim dersem de yalan olur ama içimden bir ses, en azından bu arabaya güvenebileceğimi söylüyordu. Yola çıkmadan bir hafta önce tanıdığım deneyimli insanlardan biraz bilgi almak adına onlara, Fethiye’den Mardin’e, 86 model eski bir Renault 12 ile gidip gidemeyeceğimi sordum. Fakat birbirlerinden çok farklı deneyimlere sahip insanlar yine aynı, farklı cevaplar verdi. Bu durum ilk başta kafamı biraz karıştırdı, çünkü 86 model bir arabayla yaklaşık 1400 km yol yapmak belki de heyecanımdan göremediğim ciddi riskler içeriyordu. Sürekli motosiklet kullanan bir insan olarak, trafikte asla risk almamayı tercih ettiğim için; koca bir soru işaretiyle karşı karşıya kaldım. Bu yolculuk fikrini açtığım birçok insan da farklı şeyler söyleyince kafam hepten karışmıştı. Ama ilginç birşekilde bazı parçaları da bir araya getirmeye başlamıştım. Aslında trafikte risk almayı hiçbir zaman tercih etmeyen ben, hayatın birçok alanında riske girmeyi çoğu zaman tercih etmişimdir. Anladım ki; bu arabayla böylesine bir yola çıkma kararı, insanların hayata bakışları ile doğrudan ilişkiliydi. Mesela ilk olarak Fethiye’den Naim Abi’ye fikrimi açtığımda, “tereddütsüz bir şekilde gidebilirsin” demişti. Fakat uzun yıllar şoförlük yapmış birçok insan da çoğu zaman bu arabayla gidemeyeceğimi söyleyip, kafamdaki soru işaretini daha da güçlendirmişlerdi. Hatta birçok insan bu fikrin ciddi bir fikir bile olduğunu anlamadan gülüp geçmişti. Naim Abi profesyonel bir dağcıydı ve “gidebilirsin” diyen çok küçük yüzdenin ilk parçasıydı. Deneyimli ve dağlarda birçok tehlikeyle yüzyüze gelmiş, birçoğunun da üstesinden gelebilmiş bir insandı. Bu da bana göre Onun fikirlerine sonuna kadar güvenebileceğim anlamına geliyordu. Benimle daha önce birçok kez, dağcıların ve kendisinin hayata bakışını anlatan düşüncelerini paylaşmıştı. Diğer yandan bu arabayı da çok iyi tanıyan biriydi. Bir de Onda, dağcıları gözümde daha da garip insanlar haline getiren değişik bir bakış açısı vardı. En başta ben, dağlardan fazlasıyla korkarım. Nasıl olursa olsun, dağlarda etrafımı garip ve içgüdüsel bir korku sarar. Bu korku öyle bir korku ki; yükseklikle karışık, bazen kontrolden çıkan, stresle dolu ama herzaman da garip bir çekiciliğe sahip…
Tereddütsüz bir şekilde “gidebilirsin” diyenler arasında bir de sanayi sitesinden “bobinajcı Çetin Abi” vardı. Çetin Abi garip bir insandır. Cesur ve hayatı kendince yaşayan, bakış açısı birçok insandan farklı bir insandır. Yanında olup, güzel vakit geçireceğiniz yegane insanlardandır. Dağları sever, hayvanları sever. “Yapıştır gaza gitsin Abicim, ben bir defasında 2000 km yol gittim” deyişini unutmam.
İşte, anladım ki; aslında bu en başta, hayata bakış açısıyla ilgili bir karar. Aslında düpedüz, hangi tarafta olduğumla ilgili doğrudan bir karar. Hangi tarafta? Gidebilir misin? Gidemez misin? Bu araba gider mi? Yoksa gidemez mi? Yoksa bu arabayı götüremez miyim? O yol biter mi, yoksa bitmez mi? Gidilmez, gidilemez, bu araba gitmez diyen ezici çoğunluk mu, yoksa “çok da güzel gidersin” diyen maceracı, ruh sahibi, fantastik Bu sayfanın tamamını okuyun »